![]()
![]()
Onlara ne çok acı çektirdik…
Oral Çalışlar
Solcuların nereden gelip nereye gittiğini, nasıl insanlar olduğunu merak ediyor musunuz? Daha açıkçası, başına kırmızı bantlar bağlayıp cezaevlerinde her gün ölümle tanışan, canlı yatıp ölü kalkan gençleri tanımak ister misiniz?
12 Eylül askeri darbesinde öğrendi solcular ölüm orucuna yatmasını. Eskiden, açlık grevleri vardı ve bir süre sonra biterdi, kimse ölmezdi açlık grevinden. Ölüm orucu ise farklıydı. Öldürüyordu. İşin ciddiyetini ölümler başlayınca anlamıştık.
Akın Olgun’un kitabında, 17 yaşındayken karşılaştığı cezaevlerini, 19 Aralık operasyonunu, çocukluk serüvenlerini, Aleviliğini, solculuğunu, acılardan süzülmüş yaşamını görüyorsunuz.
Gecekondu mahallelerinin, dışlanmış, yoksullukla sarmalanmış ailelerinin çocukları onlar. Mahallenin bıçkınlarıyken, kendilerini bir örgütün içinde buluveriyorlar. Yaşamları sert, içinde yer aldıkları siyasi akım da sert. Her şey ölüm ve işkenceyle iç içe.
1996 ve 2000 yılındaki ölüm oruçları sırasında ben onları tanıdım. Cezaevlerinin koridorlarında onlarla konuştum, tartıştım. Ölüm oruçlarının ölümle sonuçlanmasını engellemek için çaba harcayanlar arasındaydım. Dosyalarım onlardan gelmiş mektuplarla dolu. Heyecanlı, öfkeli, sitemkâr, hınçlı, kırgın, iddialı… Hepsinden önemlisi yaptıkları küçük eylemleri büyük bedellerle ödemeye mahkûm edilmişler.
Devlet, aile, örgüt ve toplum paradigmasının içinde kendilerine yer arıyorlar, kimlik arıyorlar. Yoksul ve dışlanmış aileler, büyütüp umut ürettikleri çocuklarının peşinde yorgun ve çaresizler.
Akın Olgun’un yaşam öyküsü, bu saydığımız birçok özelliği birebir yansıtıyor. Ancak, yaşadıklarını olağanüstü etkili anlatıyor. Yaşadığı süreci bir sosyolog inceliğiyle bize aktarıyor. Akıcı ve olgun bir dil. O yaşadıklarını bir film görselliğiyle aktarıyor.
Her şey gözümüzde sahne sahne canlanıyor. Devlet, örgüt, işkence, sorgu ve ölüm. Bunların ötesinde gencecik çocuklar onlar. O çocukların dünyasını, örgütlerin dünyasını, acımasızlıkları, çaresizlikleri her şeyi o kadar yalın ve gerçek bir dille anlatıyor ki!
Okurken diline ve kavrayışına hayran olduğumu itiraf ediyorum. Bu çocuklara neden bu kadar acı çektirdik? Türkiye, ne kadar çok çocuğunu, yetenekli gencini acımasızlık değirmeninde öğüttü? Akın Olgun’un yazdıklarını, acılardan süzülen bu genç adamın çığlığını, olgunluğunu, olayları hiç abartmadan, kimseyi suçlamadan, ama her şeyi suçlayarak ve eleştirerek aktarmasını soluk almadan okudum.
Son 15 yılda cezaevlerinde, gecekonduların kuytu köşelerinde neler yaşandığını bu kitapta bulacaksınız. Oradaki çocukların dünyasını öğrenirken, Alevilik, solculuk, şiddet, ölüm gibi kavramların gecekondu mahallelerinde neler ifade ettiğini anlayacaksınız
Akın Olgun’un yazdıkları önemli. Bir dönemi, gençleriyle, örgütleriyle, cezaevleriyle, operasyoncularıyla tanımak istiyorsanız Akın’ın kitabı sizi bekliyor.
Ben okudum, çok şey öğrendim ve çok etkilendim.
Ellerine sağlık Akın Olgun…