![]()
![]()
7 Kasım 2006 GÜNDEM Üç dosttan üç haber geldi fikretaydemir@binfikir.be Üç dosttan üç haber aldım, Biri film, biri kitap, biri albüm… Emre’nin filmi, Akın’ın kitabı ve Şükriye’nin albümü içimi ısıtıyor şu soğuk sonbahar günlerinde... Üç dosttan üç haber geldi, Biri film, biri kitap, biri albüm… Emre Ergül “2 Eylül’ünü, Akın Olgun “Adları Saklıdır”ını, Şükriye Tutkun “Salıncak”ını gönderdi, Dost selamıyla... Tarihler insan ömrüne izdüşümler bırakır, Kişisel tarihlerimizi yaşarız kimseler farkında olmasa da... “2 Eylül” de birilerinin, birçoklarının kişisel tarihlerine iz düşürdü, bir askerin, bir ananın, bir babanın, bir bacının, bir gazetecinin, bir yönetmenin... Emre’nin ilk filmi kısa metrajlı “2 Eylül”ü uzun metraj film süresince ekran önüne bağlıyor seyirciyi. “Buralardan önce üstüme kayıtlı bir faturam bile yoktu. Buraya geldim ve bir anda 20 kişinin hayatı kaydedildi üzerime Meğer öncesinde yaşam, ölüm, aile ve dostluk kelimelerini hep es geçmişim” denilen “2 Eylül”de binlerce genç fidanın toprağa düştüğü “uzaklarda yaşananların bir film olmadığı” beyaz perdeye aktarıldı. Dostuna “senin bir tırnağına zarar gelmesi benim içimi kanatır” diyebilecek kadar dost Emre’nin “2 Eylül”ü yaşam ve dostluk adına yeni penceler açtı yüreğime... Yüreğiyle yaşayan ve yüreğiyle kişisel tarihini yazan dost Akın Olgun’un “Adları Saklıdır” kitabı da: “onların mevsimleri hiç olmadı... zamansız açtılar, vakitsiz bitkiler gibi dondular kış zamanı çöl zamanı susuzdular. ruhları ve bedenleri uyarlayan iklimleri tanımadılar, yapaylarına kandılar... mevsimlere mevsimleriymiş gibi inandılar. düştüler bir bir yaprak dökümleri gibi mevsimsiz ağaçlardan” İnsan saflığında kaleme alınan “Adları Saklıdır” gazeteci-yazar Oral Çalışlar’a, “Okurken diline ve kavrayışına hayran olduğumu itiraf ediyorum” dedirtebilecek kadar etkileyici. Etkileyici, hüzün sesli Şükriye Tutkun yeni albümü “Salıncak” ile seslendi dostça. Aradaki maddi mesafe 3 bin km olsa da manevi mesafenin 0 km’de yaşandığı dostluklar ayakta tutar bizleri... Aylar, yıllar sonra karşılaşıldığı zaman, daha dün bırakılmış gibi muhabbetlere devam edebildiğimiz kadar insanız... Ve bunu en iyi yaşayabilenlerden biri Şükriye... gençlik gözyaşları döktüğüm, “ne yandasın sürmeli palazım” türküsünü dost sesinden dinlemek, Şükriye’nin sanat musikisi tadında seslendirdiği “Bir sınıfta okurken hep resmini çizerdim ben seni şimdi değil, çocukken de severdim” dizeleri eşliğinde bir yazı kaleme almak, Bahtiyarım…